
Konuralp ve Prusias ad Hypium: Düzce'nin antik kalbi
- Yayın tarihi
Düzce'nin kuzeyindeki Konuralp bugün sakin bir yerleşim gibi görünse de toprağının altında iki bin yılı aşkın bir hikâye saklıyor. Prusias ad Hypium Antik Kenti, Düzce Ovası'na hâkim bir tepenin yamacına kurulmuş ve kalıntıları bugün hâlâ kazılarla gün ışığına çıkarılıyor.
Kentin adı, tarihinin özeti gibi. Klasik dönemde Kieros olarak bilinen yerleşim, Bitinya Kralı I. Prusias tarafından ele geçirilince yanından akan ve antik çağda Hypios denen Melen Çayı'na atıfla "Hypios kıyısındaki Prusias" anlamına gelen adı aldı. Bu ayrım, kralın adını taşıyan diğer kentlerle karışmasın diye yapılmıştı. MÖ 74'te Roma'ya geçen kent, MS 2. ve 3. yüzyıllarda en parlak dönemini yaşadı; tiyatro, su kemerleri, agora ve hamam gibi yapıların çoğu bu dönemde yükseldi. Bölge 14. yüzyılda Osmanlı komutanı Konur Alp tarafından alındı ve bugün de onun adını taşıyor.
Gezinin merkezinde, halkın "kırk basamaklar" dediği antik tiyatro var. Helenistik çağda inşa edilip Roma döneminde genişletilen iki kademeli tiyatro yaklaşık 10.000 kişilik kapasitesiyle biliniyor. Sıra başlarındaki aslan pençesi motiflerine dikkat edin. Ardından kentin giriş kapısı Atlı Kapı'ya, hiç harç kullanılmadan beyaz mermer bloklarla örülmüş Roma köprüsüne ve Kemerkasım su kemerlerinin günümüze ulaşan 11 ayağına bakabilirsiniz.
Alan 1978'de birinci derece arkeolojik sit ilan edildi ve kazılar bugün de sürüyor. Konuralp'te 1931'de bulunan Tike heykelinin orijinali İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor; kopyası ve 45 metrekarelik Orpheus mozaiği ise Konuralp Müzesi'nin koleksiyonunda. Ne yazık ki müze binası 23 Kasım 2022 depreminde hasar gördü ve Müze Kart sisteminde kapalı görünüyor; antik tiyatroya yürüme mesafesinde yeni bir müze binası planlanıyor. Gitmeden önce güncel durumu müzeden teyit etmenizi öneririz.
Konuralp'e gelmişken mutfağını da es geçmeyin. Halk arasında kasaba pirinci diye bilinen coğrafi işaretli Konuralp pirinci, yine coğrafi işaretli Yufkalı Konuralp Pilavı'nın temelini oluşturuyor. Haşlanmış dana eti, nohut ve kemik suyuyla pişen pilav, üzerine ev yufkası ya da ince lavaş serilerek sıcak servis ediliyor ve özellikle düğün, kandil gibi özel günlerin sofralarında yer alıyor.
Antik kenti gezmek için rahat ayakkabı, şapka ve su yeterli. Kazıların sürdüğü bölümlerde belirlenmiş yolların dışına çıkmamak, hem sizin hem de eserlerin güvenliği için önemli.
Fotoğraf: Dosseman, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)